İngilizce konuşurken donup kalmak çoğu zaman seviye düşüklüğünden değil, konuşma sırasında zamanı nasıl kazanacağını bilememekten olur. Kişi ne demek istediğini kabaca bilir ama cümleyi sürdürmek için küçük köprü kalıpları olmadığı için sessizlik uzar.
Özellikle A2-B1 seviyesinde bu çok normaldir. Çünkü sorun her zaman kelime bilmemek değildir; bazen bildiğin şeyi akış içinde bağlayamamaktır.
Böyle anlarda amaç kusursuz cümle kurmak değil, konuşmayı tamamen durdurmamaktır. İşe yarayan şey de tam burada devreye girer: kısa ve güvenli konuşma kalıpları.
1. Let me think for a second.
Kısa bir duraklama gerektiğinde zaman kazandırır.
2. What I mean is...
Bir cümleyi toparlayıp yeniden anlatmak istediğinde işe yarar.
3. I’m trying to say that...
Doğru kelimeyi ararken konuşmayı açık tutar.
4. It’s kind of like...
Tam kelimeyi bulamadığında benzetmeyle devam etmene yardım eder.
5. I’m not sure how to say it, but...
Takıldığını doğal biçimde kabul eder ve cümleyi yine de devam ettirir.
6. The main point is...
Detaya saplandıysan ana fikre dönmeni sağlar.
7. For example...
Zihnin durduğunda örnek vermek konuşmayı yeniden açar.
8. In my experience...
Kişisel görüşe geçerken daha rahat konuşma alanı oluşturur.
Bu kalıpları ezberleyip bırakmak yerine küçük sahnelerde kullanmak daha etkilidir. Örneğin bir arkadaşınla tanışma, işini anlatma ya da hafta sonu planını konuşma gibi basit konular seçebilirsin.
Kendine şu kadarını hedef koyman yeterli:
- her gün 2 kalıp seç
- aynı konuda 1 dakika konuş
- takıldığında bu kalıplardan biriyle devam et
Bir süre sonra fark edilen şey şu olur: İngilizce konuşurken takılmak tamamen kaybolmasa da seni eskisi kadar durdurmaz.
Eğer konuşurken neden takıldığını daha net görmek istiyorsan önce seviyeni kabaca netleştirmek işini kolaylaştırır. Ücretsiz Seviye Testi
Eğer asıl ihtiyacın canlı geri bildirim ve konuşma içinde yönlendirmeyse, kısa bir dış göz daha hızlı ilerleme sağlar. Ücretsiz Demo